abdülhasan 28’in bir tanımını vermeye çalışır.. onlar, yani bu çalışma notları, katmanların uzantısını, ismini ve sayısını, ayrıca ve belki biraz da cılızca, anatomisini açıklar.
sonuç olarak notlarını da topladığı bu yapıya 29 ismini vermiştir. buna ya da buna benzer çok yakın yapılara, daha önceleri 30, 31, 32 isimleri de verilmişti. elbette ki bunların her biri kendi rakamsal gözleriyle ve başka bir yapıymış gibi anlatılıyordu.
onun, zengin açılımlı tanımlarını daraltmak için 33’e, evet özellikle ona işaret etmişlerdir. ve kimilerine göre o tamamlar ve işaret ederdi. bu aslında abdülhasan’ın 34 dediği katmandır. bir artan sayısı sürekli bir artan sayısı olarak kalmalıdır. çünkü herşey en az bir artmalıdırher zaman. tüm bunların sonuçlarından bazılarının doğrulanması gerekir. herşeyden önce 35 vardır ve boyutsuz değildir. ayrıca da, yine artı birdir.
bunu ilk keşfeden kaşif 36’ydı. çılgınca bir sevinçle koşup (ki el çırpıp, iki def’a da zıpladığı rivayet edilmiştir) 37’ye söylemeyi uygun buldu. ondan da 38 duyduğunda oluştu boyut içindeki 39 çatlak da. yani hep birlikte, bir safmış, örgütmüş gibi hep birlikte.
sonra 40 işbilir uzman, edalarını giyinip kuşanarak, enli boylu düşünüp 41’den yardım istemeye karar verdiler. abdülhasan, omzunun üzerinden hissettirmadan baktığında gördü ki;
42 şanslı bir krizantem gibi izliyordu tüm bu olup bitenleri. çamurlu bir tas içinde.
abdülhasan, o zaman işte, bir yerlerine dönerek maceranın, noktayı koydu:
hayat + bir’di.
çamurlu tasa yansıdığında yüzü, düzeltti, silerek yeniden yazdı noktayı:
. (nokta) abdülhasandır.