I. Abdullah Bektaş
a.
acı da sayrıdır
yalnız ve göçebe
gidemez hiçbir yere
kendi dışında bile
sanal bir aşk dolanır öyle
isanın beklendiği şair içlerinde
gelen yoksa uçsuzca
başını kaldır göke bak
kara ödlü şair
lakonyalı lasandros
acı var ve kutsal
şiir, gök, tanrısal
b.
orda bir şair
hatırlanır küstüm çiçeği adına
onurla ve aşkla
– kaç papel?
– ne?
– köfte
buruk bir bilinmezlik dudağı
bükülür göklere doğru
eli kalbi kulağı
“ankaranın taşına bak”
c.
acının içli akışıyla
gökün amansız öcü gibi
bir yalnızlık oyunu
geçer aklından
safkan;
her kenti yeldeğirmenleri gibi yerlebir
her kenti içinde cinayetler işleyerek
her kenti gözleriyle ıpıslak
uçtan uca
aşkını çocukluğa sağan
bekledikçe kendi beklenen
: şair =
yaşamak adında bir aşkı yüreğinde
gökün yere çöküşü gibi sarsarak
ustaca şaha kalkar atının üzengisinde
abdullah bektaş
II. M. Ali Garip
şairdir
annelerin özünü saklar alnında
ve gömer sesini yararak bir dağa
gevşetir dudaklarını yiyerek ruhunu
sevince lekesiz bir kalptir sesi
şairdir
ışığını çalarak dağıtıp
şehri notlar yüreğinden:
yalnızlık bir inandır
şairdir
saçları bir terör örgütüdür kalabalık
adanalı bir namaza durur
saçlarında akşamüstü yıldızlarıyla
hiç yazmadığı bir yazısında nuri
– pakdil bahsederdi eminim:
şairdir
açtır ve aklıbaşındadır
kimse görmez içtiği çaydır arapça
yemeğini kitaptan yer karanlıktır
şairdir
– hiç ama benzemiyor şaire
– o şair, bayım, o gördüğün değildir
şairdir
ağzı tamamen tütün çilli masil besbelli
onu benden iyi kimse bilemezdi
III. Özlem Aslan
ıslak in’in isim annesi
yalnız kalmadı hiç çoğalmadı
hüzünlü şiirlerle sevişti
durdu, ıslaklıklar bulayarak
kadınlığından, mısralarına
arzularını gömdü tamamen kadındı
ağladık bir kerresinde unutmam onu
gamzeli gülüşünü anardık durmadan
hiç eksik olmadı yanından
karineleri kitapları tütünü
gövenirdi anıldıkça tomruğu
mutlaka güneş vurmuştu yüzüne
biraz çatlak, anadolu, emekçi biraz
öyle lokmalar atardı ki ağzına
çıplak gözle görülmezdi şiir gibi, akan
yaşarken en güzel şiirlerini yaşadı
biraz hırçın, kimsesiz, büyülü biraz
saçının telini görmediğim yalan
saçının telini gördüğümdür doğru olan
uzaktan görümlü sabah serinliği
gibi bucaksız bir şairdi:
<kül rengi, koyu gri, tû-sî>