Serpilen

By mehmetesat

…yoksulluk, miskinlik dolu bu aşağılık dünyada ilk kez bir güneş ışını, hayatımı aydınlattı sanmıştım, nice zaman sonra. Ama ne yazık ki, bu güneş ışını süreksiz bir parıltı oldu, bir meteordu sanki, bir göz yanılması; bana bir kadın, apaçık bir melek kılığında göründü. [Hâlâ da ben onu öyle sanırım, sonra da hep öyle sanacağım.] ışıltısında bir an, bir saniyelik bir zaman için hayatın bütün bedbahtlığını gördüm, azamet ve güzelliğini kavradım. Sonra da bu parıltı çarçabuk, yanılgı hissi verecek kadar hızla karanlığın içine gömüldü. Hayır, bu kayan ışını kendime alıkoyamadım, tutamadım.

Aylarca yitirdim izini. O, birden parlayan ve birden kaybolan ışığı, gözlerimi kamaştırmıştı, onun tesiriyle, yolumu daha zor seçebiliyordum şimdi. Ama o büyülü gözlerinin, o gözlerindeki parıltının öldürücü anısı hayatımdan silinmedi. Elimde miydi unutmam. Gergef gibi işlemişti sanki gözlerimi.

Hayır, adını söylemem asla. O ince, esîri, belirsiz endamın, iri parlak gözlerin ardında ömrüm azar azar ve acıyla yanadursun, eriyedursun. Bu aşağılık dünya ile bir ilişkisi yoktu onun. Öyle görünüyordu yalnızca. Öyle görünürken de rolünü mükemmel oynayan primadonnalara taş çıkarıyordu da bir yandan. Hayır, yeryüzü nesnelerine bulaştıramam, kirletemem adını…

O yok olunca ben de bir sürüden farksız insanlardan, mutlu kişilerden, ahmaklardan tamamen elimi eteğimi çektim. Unutmak istedim. Hayatımı odamın dört duvarı içine hapsettim, orda bitiyor soluk soluk.

Odamın içinde, mısralar yazıp mısralar yırtıyordum gülünçce. O bir çift gözü gördükten sonra her işin, her hareketin, anlamı, değeri silindi gözümden. Fakat ilginçtir. Hep bir rüya görüyorum: Bir servi ağacı var rüyamda ortalık zifiri karanlık, servinin altında hint fakirlerini andıran ihtiyar bir adam. Kocaman bir sarığı var başında. Zayıf, çelimsiz, çirkin. Sol elinin işaret parmağını hayret ifadesi gibi dudağına götürmüş. Karşısında uzun, siyah entarili bir kız (bir melek aslında, bu o) hafifçe eğilmiş, onabir avuç gündüz sefası uzatıyor. Adam çirkin bir kahkaha patlatıyor. Tam o sırada ikisinin arasından hışımla bir dere geçiyor. Korkuyla uyanıyorum. Hâlâ çirkin ihtiyarın korkunç kahkahası sürüyor kulaklarımda. Bu rüyayı kaç kez gördüğümü hatırlamıyorum.

Yorum Yapın

Yorum yapmak için giriş yapmış olmalısınız.