I.
yaşamak
tehlikeli ve ölümsüz
düşleri görmektir
başını bulutlara kaldırıp baktığında
indirip derinliklerinde kaldığında toprağın
II.
ermişini yitirmiş bir tapınağın önünde
mavi bir çiçekle elinde mavi bir bayrak gibi
meydan okuyordu ermiş yutan evrene
ağzından şarap köpükleri taşarak, novalis:
lanetim olsun. soyunuzun mavi gözleri olsun
hiçbir çocuğa bir abla gelmesin dünyaya.
boşlukta kayarken söylediği bu sözler
son sözleri oldu.
III.
kirlenmiş gözlerine
kirletilmiş yakamozların bulandığı
mavi gözlü insanlarla doldu dünya
insanlarla boşaldı dünya
gökler ve sular maviyle tarumar oldu
tüm bu olanlardan
şiirle iştigal edenler müstesna tutuldu
çünkü şiirdi güneş renginde olan
şiirdi gözlerinde siyah çocuklar oynaşan
IV.
son yalvaç bunu böyle belledi
böyle buyurdu öğretilerini
şiir gibi başladı şiirdi bitirdiği
şiirin yalvacı olarak anıtı dikildi
güneşin ve ayın ve dünyanın
tastamam ortasına
V.
ölürken elleyerek bir suyu
rabbin duasını duyurdu:
muhakkak ben insanı
siyah gözlü ve yakamozlu yarattım
ve ona akıl verdim
maviyi siyahtan
güneşi balıktan
denizi akıldan
ayrıştırmasın
tek ruhsatıydı
kullandığı zulüm
VI.
ilk yalvaç mıydı son yalvaç mı
ilk sözleri miydi son sözleri mi
gözleri siyah mıydı yaşadı mı
kimsenin terazisi tartamadı bunu
hem vardı da yaşamı hem yok mu
uzun bir tılsımdı anıtının nişanı
hiç kimse bulamadı o rengin adını
(bilinen oydu ki âyânca
niyeti kötü olmayanların ablaları oldu)
VII.
yaşamak
tehlikeli ve ölümsüz
ermişini yitirmiş bir tapınağın önünde
mavi bir çiçekle elinde mavi bir bayrak gibi
kirlenmiş gözlerine kirletilmiş yakamozların bulandığı
son yalvaç bunu böyle belledi
ve böyle buyurdu öğretilerini
ölürken elleyerek bir suyu
rabbin duasını duyurdu
yaşamak tehlikeli
ölümsüz düşleri görmektir
ilk yalvaç mıydı son yalvaç mı
ilk sözleri miydi son sözleri mi
ilk yalvaç mıydı son yalvaç mı
ilk sözleri miydi son sözleri mi