Cennet kalptir, girmeye çalıştığımız. Kiminse, onun
ve daima ilk şeklin biçimlendirdiği cisimdir yansıyan
o ilk iz kaybolmadan kuşatır sonrakini de,
kiminse, onun. Yansımasına baktım, yüzümün
hayvandan kurtul dedim kendime,
karanlık hayvandan, faydasız insandan
kurtarmak için onu da, kendinden, ya da kendinden.
Anlamadan, nasıl konuşacağımı düşünürken
varlığını, benden kaypak balığın.
Bilinmeyen, karşıtı bilinmeyen şeydir
biliyorum, ne yüce servettir bu bilginin muştusu
sevinç. Gerçek sevinç, sarılırken köklerimle toprağa
ve senin şerefli iyiliğine, doğru olamayacak kadar iyiliğine
yalan olamayacak kadar inandırıcı, acıtıcı
ki akışı, kışı durduran şeyleri hatırlatman,
inanılamayacak kadar iyilikli çırpınışın,
bilinmeli. Bilinmenin bedelini gerçekle ödenecek
böyle, iyilikmiş gibi sanki, ürkerek yaklaştığımız
karanlık, kapkaranlık bir lambanın aydınlattığı,
iyilik, yine de sıcak, sahtekarca da olsa
örtülürken üstümüze, sıcak, usulca,
dünya tüm yuvarlaklığıyla kalbimi dolduruyor,
bu adada, bir çocuk olarak, yaşayabilseydim
hastalanmış martılar gibi çığlıklar atarak
ve o çığlıklar iyiliğimdeki tüm parazitleri
bir bir söküp götürseydi, yeni ve diri
çığlıklar atsaydım, iyi çığlıklar, çağırıcı
seni bana sevgilim, mükemmel yalnızlığım
alıp, o kalabalık kalbime, o ebedî evine
iyiliklerimin perisi olarak, ah perisi olarak
sevgilim, seninle donanıp alyuvarlarım
seninle donanıp bakışım, algılanışım
sevgilim, farkettin mi, seninle yaşlanmışım.
öyle uyumsuz ki, öyle boş, dünya, öyle dönüyor
küçük bir hayvan gibi korkuyorum şimdi
iyiliklerimden, sevgilim, ormanda kaybolan
iyiliklerimden, ağaçların arasında, hayvanlar gibi
kim olduğunu bilmiyorum, hep böyledir
ağlamamalı sevgilim, hep böyledir
kimliğini bildiğim doğru, ama kuşku diri
merak ettiğimde sesini, bakıyorum aynaya
bu, iyilik işte, sevgilim. Bana yaptığın. Korku tacı.
Hiçbir zaman istediğim gibi değildir kofluk ve döngü
bu yüzden işte, kapatmalısın gözlerini, içinde gözlerimin
bakmalısın canlanan hayata, hayatı yeniden buluşa.
Ortadoğu bir suyun yüzeyinden kayıyor ufka doğru
ufuk karanlık, iyi değil bu. Bizi çağırıyor:
iyilik tam da ortasındadır kötülüğün
ve oynatmamalı onu merkezinden
bilmeli ki yaklaştıracak onu, bir kötülüğe
ruhunda yaptığın en küçük bir oynatma,
etkili ve yazık ki bilinmeyen bir şleydir.
babam, annem, karım, çocuğum, kardeşim
adlarınızı bir bir, daima, bahçeye sızan
gür ışıklar gibi hayırla göğsümde taşıdığım
bir iyilik bu, sizden, hiç unutamayacağım
açın kollarınızı, daima, ben ışık olacağım
söz veriyorum, daima, keskin bıçaklar gibi.
Evet, dünya kendi girdabında boğuluyor
ama sayabilirim, ben, eski bir abaküsle
iyilik şiirimin tüm mısralarını, size
diriltmek için eski enginliği yeni baştan.
sorun ne, şiirde, bilen var mı içinizde
vermedi hiçbir zaman kötülüğün verdiği ilhamı
tüm görkemine rağmen, yazık ki, iyilik.
acı. bu yüzden işte. mısralarımızda şimdi.
çocukları koru sevgilim, yoksa büyükler olmayacak,
çocuklara öğret, büyükler, bir türlü doymayacak.
kötülüğü besleyen dünya kahrolsun; iyilik
çocukluğumuzda kalan kaidesi unutulmuş oyun
bir gün korkmayacağım, elimden gelen iyilikten
güneşin batışını gördüğüm gün, doğuşunu da
iyilik doğudur, ve her yerdedir, ve kayıptır
her yerde olan ve kaybolan her şey gibi
ona da içten, ve yüreklice inanmalıdır.
sürükleniş başlangıçtır bitirilen yolculuklara
çarşının, çarşıların sesi uğuldarken kulaklarımda
üzülme, olacaklar için, olmuşlar için ya da
bu hikâyeyi işin içyüzüne yol bulan biri söylemiş, bırakmış
ne güzel söz söylemiş, ne güzel bir inci delmiş, bırakmış
iyilik mezhebinin hazinesi bu tılsımdan ibaret münzevisi
şimdi ısı başlayacak yayılmaya bu görkemli sükûtla
inandığımız her şey balık pulları gibi parlayacak
ve gemiler suyun ışıklarını heyamola yırtarken
hatırımızda kalan son iyi anılarımızın peşinden
yerinde duruyor hepsi
iyi ki yerinde duruyor hepsi
ayakta, bir yandan titreyerek
adil olduğunca iyi, diyor, toprak
yaprağa da, dala da.
yanıltarak yeryüzünü bir daha
ağırlaşan gözlerinden başlayarak
yeniden sonu çayırlar gibi yeşil
bir iyilikle donatma tutkusu.
bu iyilikten daha kötü bir şey
var mı hâlâ dünyada?